| SEÇİLMİŞ SÖZLER |
Yaz Kur'an Kursları, çocukların camiler ile buluştuğu en uzun zamanlar oluyor. İdealist bir Kur'an öğreticisinin elinde çok güzel hizmetler ortaya çıkıyor…(30.08.2010) Diyanet İşleri Başkanı Prof.Dr.Mehmet GÖRMEZ |
ANAMENÜ
ZİYARETÇİ SAYACI






![]() | Bugün | 94 |
![]() | Dün | 135 |
![]() | Bu Hafta | 792 |
![]() | Bu Ay | 1929 |
![]() | Toplam | 55981 |
AKTİF KONUKLAR
GÜNÜN SÖZÜ
İbn-i Semmak -
En Çok Okunanlar
| ANNE VE BABALARIN DİKKATİNE! |
| RAMAZAN DEDE (KS) HAZRETLERİ KİMDİR? |
| RAMAZAN DEDE’DE YAZ KUR’AN KURSU BİR BAŞKA GÜZEL! |
| RAMAZAN DEDE CAMİİ 2009 SBS PUAN ÇİZELGESİ |
| Ramazan Dede Camii İlahi Grubu |
| FİDAN İLE DEĞNEK |
| YAZ KUR'AN KURSLARIYLA İLGİLİ 30 TAVSİYE |
Güle Nasihat
Yazın sonu sonbahar aldanma sakın
Haşin rüzgâr yıpratır solar ağlarsın
Yaprakların dökülür neye yararsın
Bülbül seferinden dönmeden açma
Serçe şendir ama her dala konar
Sana bülbülden başka haramdır her yar
İkiniz bir oldukça her mevsim bahar
Bülbül dallarına konmadan açma
Hamit Kunt
| İSTANBUL’UN FETH’İNİ OKUMAK, ANLAMAK ve YAŞAMAK |
|
|
|
| Yazar Ramazan Dede Camii |
| Perşembe, 22 Temmuz 2010 10:57 |
|
Sevgili Dostlar! İnsanlık tarihinde meydana gelen olaylar amaçlarına ve sonuçlarına göre değerlendirilir. Bizim de tarihimizde öyle zaferlerimiz vardır ki, sebep ve sonuç itibariyle bugünlere gelmemize vesile olmuştur. İşte bunlardan birisi de hiç şüphesiz İstanbul’un fethidir.
Peki, bu heyecanın sebebi neydi, diyeceksiniz? Bu işin sırrı `fetih` kelimesinin içinde saklı. Fetih:“Açma, yol gösterme, hüküm verme ve zafere ulaştırma` anlamlarına gelir. Ancak burada kelime öncelikle kalbi ve aklı İslam gerçeğine açmak manasınadır. “Biz sana doğrusu apaçık bir fetih ihsan ettik”(1)ayeti de bu anlamı destekliyor. Onun için feth hem maddi zafer, hem de manevi zafer anlamında okunursa daha isabetli olur.”(2) Fetih: Beldelerin ve insanlığın önündeki karanlıklara karşı, bir güneş olup, onları hak ve hakikat aydınlığına çıkarma gayreti. Kilitli gönülleri İslam aydınlığına açma ideali..
Müslüman olma şerefini elde etmek suretiyle en büyük nimete ulaşan insan bencil(nefsi) davranamaz. Dünya ve ahirette huzur iklimine ulaşmanın yolunu es geçemez. Bu büyük nimetin şükrünü yerine getirmek gerekir. Her nimetin şükrü de kendi cinsinden ödenir. Bu yüzden, her müslüman, İslam nimetini ve ondaki iyilik ve güzelliklerin diğer insanlara da ulaştırılmasını arzu eder. O bilir ki“İnsanların hayırlısı, insanlara faydalı olandır”. Allah`ın kullarına hak ve hakikatı, İslam nimetini, dünya ve ahirette insanı mutlu edecek prensipleri diğer insanlara da ulaştırma aşkıyla sahabelerinin üçte ikisi, doğup büyüdükleri yerler dışındaki beldelerde vefat etmiştir. Kimi Şam`da, kimi Mısır`da, kimi Afrika içlerinde, kimi İstanbul önlerinde, kimi Çin, Hindistan ve Tataristan`da... Niçin? İslam`ın nimet ve güzelliklerini oralardaki insanlara da ulaştırabilmek için... İşte Kur`an-ı Kerim`de bir sure adı da olan Fetih ruhu bu anlayıştan doğmuştur.
Değerli Okurlarım, Bütün bunlar gösteriyor ki, bir çağı kapayıp yeni bir çağ açan bu fetih, insanlık ve Müslüman Türk tarihinin unutulmaz zaferlerindendir. Bu fetih, maddi ve manevi bakımından büyük önem taşır. İstanbul, bölgede önemli bir siyasi güç olan Doğu Roma İmparatorluğu'nun başkenti olmasının yanı sıra, iki kıtayı ve iki denizi birbiriyle bağlayan stratejik konumu itibariyle de önemli bir merkezdi. Bundan dolayı tarihte pek çok devletin topraklarına katmak istediği bir kara parçasıydı.
Sevgili peygamberimizin(sav), İstanbul'un Müslümanlar tarafından feth edileceğini 7. yüzyılda sahabelerine müjdelemiş ve İstanbul'u fethedecek komutan ve askerlerden övgüyle bahsetmiş (3)olması hasebiyle bu orduya komutan olmak ve bu orduda bir asker olmak, Müslümanların hedefi haline gelmişti.
Bu şerefe nail olmak için ilk defa Hz Osman (ra) zamanında İstanbul kuşatılmıştır. Daha sonra İstanbul; Emeviler, Abbasiler, Selçuklular, Osmanlılar tarafından da defalarca kuşatılmıştır. Nihayet bu şeref, genç hükümdar, cennet-mekan dedemiz Fatih Sultan Mehmet Han ve O’nun kahraman ordusuna nasip olmuştur. Ve bu kahramanlık tarihe altın harflerle yazılmıştır.
Değerli Dostlar! Fatih Sultan Mehmet’i okumak, anlamak ve yaşamak için şunu asla unutmayalım; bu fetih imanın inkâra, ilmin cehalete, birliğin ayrılığa galip gelmesidir. İmanın kudreti ve teknik güç birleşince, Allah’ın yardımıyla zafer Müslümanların olmuştur. Haliyle Allah’u Teâlâ’nın:“Ey iman edenler! Siz Allah’ın dinine yardım edersiniz, o da size yardım eder, ayaklarınızı sabit/sağlam tutar(güç ve zafer ihsan eder) kılar”(4)buyruğundaki nusretine nail olmuşlardır.
Fatih Sultan Mehmet Han, kendinden öncekiler gibi İstanbul’un fethini milli ve dini bir görev bildi. 5 Nisan Cuma günü, Fatih Sultan Mehmet ordusuyla birlikte Cuma Namazı’nı kıldıktan sonra, tekbir sedaları içinde kuşatmaya başladı. Yanında hocaları ve fethin manevi mimarları; Akşemseddin, Akbıyık Dede, Molla Gürani ve Molla Hüsrev de bulunmaktaydı…
Elli üç gün süren savaşın sonunda, 29 Mayıs 1453 sabahı, Dedemiz Fatih Sultan Mehmet ve ordusu sabah namazını kıldıktan sonra tekrar hücuma geçti ve İstanbul’u bir daha geri vermemek üzere Müslüman Türk topraklarına kattı. Fatih Sultan Mehmet, yüce dinimiz İslam’ın ilkelerine uyarak, asil bir komutan olarak kadınlara, çocuklara, yaşlılara, ibadetiyle meşgul olan din adamlarına dokunmamıştır. İbadethanelerin yıkılmasına izin vermemiş, halkın din ve vicdan hürriyetiyle, can ve mal emniyetini koruyarak yaşamalarını sağlamıştır
Sevgili Kardeşlerim! Cennet-mekan Fatih Sultan, zamanın teknik ve ilmini en iyi değerlendirerek büyük çapta toplar döktürmüştür. İnsan aklının imkânsız ve olmaz dediği altmış yedi parça gemiyi karadan kızaklar üstünde yürüterek Haliç’e indirmiştir. Fatih Sultan Mehmet, küçük yaşta zamanının gerektirdiği bilgi ve donanıma sahip lider bir şahsiyet olarak ulaşmak istediği amacını; ilimle, azim ve imanın kendisine verdiği kuvvetle gerçekleştirmiştir. Yirmi bir yaşında gerçekleştirdiği bu fetihle bu günün gençliğine de örnek olmuştur. İlimle beraber azim ve kararlılığın neler yapabileceğini göstermiştir.
Bilvesile, İstanbul’un 557.yıl dönümünde Fatih Sultan Mehmet ve şanlı ordusuyla beraber bugüne kadar vatan için çarpışan şehit ve gazilerimizi rahmetle yâd ediyor, fethin doğru kaynaklardan okunmasını, akl-ı selim ile algılanmasını ve 21.yüzyıl şuuru ile birleştirilerek yaşanmasını temenni ediyorum.
KAYNAK: 1)Fetih s:1 2)DİA, c.12,shf.467–468 3)Ahmet Bin Hanbel, Müsned IV, 325 4)Muhammed s: 7
Hazırlayan: Yakup KARADAVUT/Gerede Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız |
ESMAÜ'L-HÜSNA

MİSYONUMUZ;
Kendisi ile barışık,
Çevresini seven,
Kur’an-ı doğru ve güzel okuyabilen,
Peygamberimizi rehber edinen,
Paylaşımcı ve güvenilir,
Milli ve Manevi değerlerine sahip çıkan,
Doğru bilgiye ulaşabilen,
Kendisini ifade edebilen,
Sağlıklı nesiller yetiştirmeyi amaçlıyoruz.
ANKET
NAMAZ VAKTİ
Işık Işıktır Görene, Işıktan Köre Ne?
Bilmeyen ne bilsin seni, Gamlanma deli gönül..
Gönülden anlamayana, Bağlanma deli gönül..
İçi tatlı özlü yemiş, Kırıldıkça ballanır
Sendeki seni koyup, Avlanma deli gönül..
***
Bu görünen ben değilim, Ben ben dediğim nedir?
Dilimle söz söyleyen, Sözü söyletenmidir?
Baştan ayağa gömleksem, İçimdeki ben midir?
Sureti ben sanıp da, Avlanma deli gönül..
***
Sinenin içindekini, Aldanıp gönül sanma
Varacağın o menzili, Tesbih, seccade sanma..
Attığın üç beş adımla, Yollar tükendi sanma
Yolların başındayken, Sallanma deli gönül..
***
Padişaha vasıl olan, Elbet olur padişah
Sırların sırrı onda; La ilahe illAllah..
Görmeyerek yol yürüyen, Bela bulur ahü vah
Sarayda vahdet vardır, Canlanma deli gönül...
Hz.Mevlâna
Kursumuzdan...
| RAMAZAN DEDE’DE YAZ KUR’AN KURSU BİR BAŞKA GÜZEL! |
Sevgili Okuyucularım Merhaba !
Allah’ü Teâlâ’nın biz kullarına vermiş olduğu sayısız nimetlerden birisi de evlatlarımızdır. Onlar bizim emanetimiz ve açan çiçeklerimizdir. Koruyup kollamak da asli görevimizdir. Camilerimiz İslamın doğuşundan itibaren, hem ibadet hem de eğitim ve öğretim kurumları olarak hizmet vermişlerdir. Günümüzde de rutin ibadetlerin ifa edildiği yerler olma yanında, çocuklarımızın Temel Dini Bilgilerini öğrendikleri kutsal mekânlardır.
|
| Devamını oku... |








