| SEÇİLMİŞ SÖZLER |
Yaz Kur'an Kursları, çocukların camiler ile buluştuğu en uzun zamanlar oluyor. İdealist bir Kur'an öğreticisinin elinde çok güzel hizmetler ortaya çıkıyor…(30.08.2010) Diyanet İşleri Başkanı Prof.Dr.Mehmet GÖRMEZ |
ANAMENÜ
ZİYARETÇİ SAYACI






![]() | Bugün | 72 |
![]() | Dün | 135 |
![]() | Bu Hafta | 770 |
![]() | Bu Ay | 1907 |
![]() | Toplam | 55958 |
AKTİF KONUKLAR
GÜNÜN SÖZÜ
İbn-i Semmak -
En Çok Okunanlar
| ANNE VE BABALARIN DİKKATİNE! |
| RAMAZAN DEDE (KS) HAZRETLERİ KİMDİR? |
| RAMAZAN DEDE’DE YAZ KUR’AN KURSU BİR BAŞKA GÜZEL! |
| RAMAZAN DEDE CAMİİ 2009 SBS PUAN ÇİZELGESİ |
| Ramazan Dede Camii İlahi Grubu |
| FİDAN İLE DEĞNEK |
| YAZ KUR'AN KURSLARIYLA İLGİLİ 30 TAVSİYE |
Güle Nasihat
Yazın sonu sonbahar aldanma sakın
Haşin rüzgâr yıpratır solar ağlarsın
Yaprakların dökülür neye yararsın
Bülbül seferinden dönmeden açma
Serçe şendir ama her dala konar
Sana bülbülden başka haramdır her yar
İkiniz bir oldukça her mevsim bahar
Bülbül dallarına konmadan açma
Hamit Kunt
| MEVLİD KANDİLİ |
|
|
|
| Yazar Ramazan Dede Camii |
| Salı, 16 Kasım 2010 14:54 |
|
Muhterem Müslümanlar!
Kâinatın hidayet güneşi Peygamber Efendimiz (SAV)’in doğum yıldönümü, bütün Müslümanların sevinç ve mutluluk günüdür, yani Mevlid Kandilidir. Mevlid, sözlükte “doğmak, doğum yeri ve doğum zamanı ”anlamına gelir.(1) Takvimler miladi 571’i gösterirken dış dünyası güneşle aydınlanan, insanlığın iç dünyası karanlıktı. İnsanları, şirk, , isyan, küfür ve cehalet bulutları kaplamıştı. Onların, gönül dünyasını aydınlatacak bir nura ihtiyaçları vardı. Güneş daha henüz ufku aydınlatmadan, âlemler onun nuru ile aydınlandı. Rebiülevvel ayının 12. gecesi Allah Teâlâ, o nuru insanlığa gönderdi. Cenâb-ı Hak, bunu şöyle ifade etmiştir: “ Ey Peygamber! Biz seni hakikaten bir şahit, bir müjdeci ve nur saçan bir kandil olarak gönderdik.”(1) İstiklal şairimiz de mısralarında;“ Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta,/ Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi. On dört asır evvel yine bir böyle geceydi, Kumdan ayın ondördü bir öksüz çıkıverdi.”(2)böyle dile getiriyor. Muhterem Müslümanlar!
İnsanlık; ufka dikkat kesilmiş doğumu âlemlere nur, huzur ve sürür getiren Peygamberimiz Hazret-i Muhammed Mustafayı(sav)bekliyordu. Cehalet karanlıkları her yeri sarmış, hak ve adalet kaybolmuş, güçlü haksız da olsa haklı kabul edilmiş, insanlar parayla çarşı-pazarda alınıp satılır hale gelmiş, kız çocukları babaları eliyle diri diri toprağa gömülüyordu.O,zulmet içindeki dünyaya ışık saçan, taşlaşmış kalplere merhamet olan, mazlumlara umut saçan, hz. İbrahim’in duâsı, hz. İsa’nın müjdesi, hz.Âmine’nin rüyasıydı. Daha çocuk yaşlarında iken, ona Mekkeliler “Muhammed-ül Emin” yani kendisine inanılan, güven duyulan Muhammed manasına gelen lakabı takmışlardı. Hatta O, Mekke’den Medine’ye hicret ederken bile, kendisinde Müşriklere ait bazı emanetler vardı. Onları, giderken Hz. Ali’ye yerlerine verilmek üzere teslim etmişti. Kâbe’nin onarımı sırasında çıkan anlaşmazlık neticesinde Mekkelilerin onun hakemliğine razı olmaları da ona duyulan güvenin bir sonucu idi. Çünkü Haktan ve dürüstlükten ayrıldığı, şaka bile olsa yalan söylediği hiç görülmemişti.
Değerli Mü’minler!
Hz. Muhammed (sav) Efendimiz, Peygamberliğini ilan ettiğinde yine Mekke, putperestliğin merkezi halindeydi. Fakat o, karşılaştığı eziyet ve sıkıntılardan hiç yılmadan 13 yıl Mekke’de 10 yıl da Medine’de olmak üzere toplam 23 yıl peygamberlik yaptı. İnsanlığı cehaletten kurtarıp, onları hidayetin nuru ile aydınlattı. O, üstün ahlak ve faziletin örneği bir Peygamberdi. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de; “Allah’ın rahmeti eseri olarak sen onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı kalpli olsaydın, şüphesiz etrafından dağılıp giderlerdi.” (3) buyurulmuştur. O’na çeşit işkenceleri reva görenleri, O’nu öz yurdu Mekke’den çıkaranları, Mekke fethedildiği gün sevgili peygamberimiz(sav) : “Bu gün size geçmişten dolayı bir azarlama yok, haydi gidiniz, hepiniz serbestsiniz”(4) buyurarak toptan hepsini affedecek kadar üstün ve faziletli bir ahlaka sahipti. Böylesine yüce ve üstün ahlaka sahip bir Peygamberin ümmetiyiz. Kur’an-ı Kerim’de; “Allah’ın Rasulünde sizin için en güzel örnek vardır.” (5) buyurularak bizden O’nu örnek almamız istenmiştir. O halde değerli kardeşlerim, Mevlid Kandili vesilesiyle peygamberimizi iyi tanıyalım, çocuklarımıza onun üstün ahlakını ve faziletli yaşantısını öğretelim. Onların temiz kalplerine Allah ve Peygamber sevgisini yerleştirelim. O’nun gösterdiği nurlu yoldan da hiçbirimiz ayrılmayalım. Mevlit Kandilinizi tebrik eder; vatanımıza, milletimize ve bütün insanlığa sağlık, mutluluk ve huzur getirmesini Cenab-ı Hak’tan niyaz ederim.
Kaynakça; 1-Ahzab, 33/ 45–46. 2-Safahat,(Ersoy M.Akif) 3-Dini Kavramlar Sözlüğü sh.440(DİB) 4-.Ali İmran s.159 5-Yusuf s.92 6-Ahzap s. 21 Hazırlayan: YAKUP KARADAVUT RAMAZAN DEDE CAMİİ İMAM HATİBİ/GEREDE |
ESMAÜ'L-HÜSNA

MİSYONUMUZ;
Kendisi ile barışık,
Çevresini seven,
Kur’an-ı doğru ve güzel okuyabilen,
Peygamberimizi rehber edinen,
Paylaşımcı ve güvenilir,
Milli ve Manevi değerlerine sahip çıkan,
Doğru bilgiye ulaşabilen,
Kendisini ifade edebilen,
Sağlıklı nesiller yetiştirmeyi amaçlıyoruz.
ANKET
NAMAZ VAKTİ
Işık Işıktır Görene, Işıktan Köre Ne?
Bilmeyen ne bilsin seni, Gamlanma deli gönül..
Gönülden anlamayana, Bağlanma deli gönül..
İçi tatlı özlü yemiş, Kırıldıkça ballanır
Sendeki seni koyup, Avlanma deli gönül..
***
Bu görünen ben değilim, Ben ben dediğim nedir?
Dilimle söz söyleyen, Sözü söyletenmidir?
Baştan ayağa gömleksem, İçimdeki ben midir?
Sureti ben sanıp da, Avlanma deli gönül..
***
Sinenin içindekini, Aldanıp gönül sanma
Varacağın o menzili, Tesbih, seccade sanma..
Attığın üç beş adımla, Yollar tükendi sanma
Yolların başındayken, Sallanma deli gönül..
***
Padişaha vasıl olan, Elbet olur padişah
Sırların sırrı onda; La ilahe illAllah..
Görmeyerek yol yürüyen, Bela bulur ahü vah
Sarayda vahdet vardır, Canlanma deli gönül...
Hz.Mevlâna
Kursumuzdan...
| RAMAZAN DEDE’DE YAZ KUR’AN KURSU BİR BAŞKA GÜZEL! |
Sevgili Okuyucularım Merhaba !
Allah’ü Teâlâ’nın biz kullarına vermiş olduğu sayısız nimetlerden birisi de evlatlarımızdır. Onlar bizim emanetimiz ve açan çiçeklerimizdir. Koruyup kollamak da asli görevimizdir. Camilerimiz İslamın doğuşundan itibaren, hem ibadet hem de eğitim ve öğretim kurumları olarak hizmet vermişlerdir. Günümüzde de rutin ibadetlerin ifa edildiği yerler olma yanında, çocuklarımızın Temel Dini Bilgilerini öğrendikleri kutsal mekânlardır.
|
| Devamını oku... |










